SAP Sandbox Sunucu Mimarisi

Kurumsal Kaynak Planlamasında İnovasyon, Risk Yönetimi ve S/4HANA Geçiş Stratejileri

Küresel ekonominin dijital sinir sistemini oluşturan SAP (Systems, Applications, and Products) ekosistemleri, modern işletmelerin operasyonel sürekliliği için hayati önem taşımaktadır. Finansal mutabakatlardan tedarik zinciri yönetimine, insan kaynaklarından üretim planlamasına kadar tüm kritik iş süreçlerini yöneten bu yapıların kararlılığı, işletmenin varoluşsal bir önceliğidir. Ancak teknoloji dünyasının değişmez paradoksu burada da karşımıza çıkar: Sistemlerin kararlı kalması için değişmemesi gerekirken, işletmenin rekabetçi kalması için sürekli değişmesi ve iyileşmesi gerekir.

Bu paradoksu çözmek, canlı (Production) sistemlerin bütünlüğünü riske atmadan inovasyon yapabilmeyi gerektirir. İşte bu noktada SAP Sandbox ortamları devreye girer. Genellikle bir “oyun alanı” olarak basite indirgenen Sandbox ortamları, aslında kurumsal mimarinin AR-GE laboratuvarı, hata önleme mekanizması ve stratejik karar alma merkezidir.

Bu kapsamlı teknik analizde, SAP Sandbox kavramını sözlük anlamının ötesine taşıyarak, kurumsal mimarideki stratejik konumunu, S/4HANA dönüşüm projelerindeki kritik rolünü, teknik donanım gereksinimlerini ve DALNET Kurumsal Bulut altyapısı üzerinde kurgulanacak esnek Sandbox stratejilerinin maliyet ve performans avantajlarını en ince detayına kadar irdeliyoruz.

1. SAP Peyzajında (Landscape) Mimari Katmanlar ve Sandbox’ın Konumu

Standart bir SAP mimarisi, endüstri standardı olarak kabul edilen “Üçlü Sistem Peyzajı” (3-System Landscape) üzerine kuruludur. Bu yapı Geliştirme (Development), Kalite Güvence (Quality Assurance – QA) ve Canlı (Production) sistemlerden oluşur. Bu hiyerarşi, kodun ve konfigürasyonun kontrollü bir şekilde, Taşıma Talepleri (Transport Requests) aracılığıyla yukarıya doğru ilerlemesini sağlar.

Ancak bu katı hiyerarşi, deneme yanılma süreçlerine, radikal mimari değişikliklere veya yıkıcı testlere (destructive testing) izin vermez. Geliştirme ortamı dahi, diğer danışmanların çalışmalarını bozma riski taşıdığından, tam anlamıyla özgür bir alan değildir. SAP Sandbox sistemi, bu standart taşıma yolunun (Transport Route) dışında, tamamen izole edilmiş dördüncü bir katman olarak konumlanır.

1.1. İzolasyonun Gücü: Hermetik Ortam

Sandbox ortamının en belirleyici özelliği, diğer sistemlerden hermetik olarak izole edilmesidir. Bu ortamda yapılan bir konfigürasyon değişikliği, silinen bir tablo veya denenen deneysel bir yama, Geliştirme veya Canlı sistemleri etkileme riski taşımaz. Bu mutlak izolasyon, SAP danışmanlarına ve ABAP geliştiricilerine “Psikolojik Güvenlik” sağlar. Bir sistemin çökmesi durumunda işletmenin durmayacağını bilmek, inovasyonun önündeki en büyük engel olan korkuyu ortadan kaldırır.

1.2. Veri Tutarlılığı ve “System Refresh”

Sandbox ortamlarının değeri, barındırdığı verinin kalitesiyle doğru orantılıdır. Boş bir Sandbox, teknik testler için uygun olsa da, iş süreçlerinin simülasyonu için yetersizdir. Bu nedenle, Kurumsal Bulut altyapılarında periyodik olarak “System Refresh” veya “Homogeneous System Copy” prosedürleri uygulanır. Canlı sistemin veritabanı yedeği alınarak Sandbox ortamına geri yüklenir. Böylece Sandbox, canlı ortamın birebir kopyası haline gelir. Bu süreç, gerçek verilerle, gerçek hacimlerle ve gerçek senaryolarla test yapılmasına olanak tanır.

2. Stratejik Gereklilik: Neden Bir Sandbox Yatırımı Yapmalısınız?

Pek çok işletme, maliyet tasarrufu gerekçesiyle Sandbox ortamlarını ihmal etmekte veya Geliştirme ortamının bir istemcisini (Client) test amaçlı kullanmaktadır. Ancak bu yaklaşım, modern SAP projelerinin karmaşıklığı karşısında sürdürülebilir değildir. Sandbox, bir lüks değil, operasyonel bir sigorta poliçesidir.

2.1. SAP S/4HANA Dönüşüm Projeleri ve “Proof of Concept” (PoC)

SAP dünyasının gündemindeki en büyük konu, 2027 yılında desteği sona erecek olan ECC sistemlerinden, yeni nesil S/4HANA platformuna geçiştir. Bu geçiş, basit bir versiyon yükseltmesi (Upgrade) değil, veritabanı ve uygulama mantığının tamamen değiştiği bir mimari dönüşümdür.

  • Brownfield Yaklaşımı: Mevcut sistemin dönüştürülmesi senaryosunda, Sandbox hayati önem taşır. Canlı sistemin bir kopyası Sandbox üzerinde oluşturulur ve S/4HANA dönüşümü (Conversion) ilk olarak burada denenir. Özel geliştirmelerin (Z’li kodlar) hangilerinin hata vereceği, veritabanı boyutunun ne kadar küçüleceği ve sürecin ne kadar süreceği Sandbox üzerinde tespit edilir. Bu, canlı geçiş sırasındaki sürprizleri elimine eder.
  • Greenfield Yaklaşımı: Sıfırdan kurulum senaryosunda, Sandbox “En İyi Uygulamalar”ın (Best Practices) aktive edildiği ve iş birimlerinin standart süreçleri deneyimlediği bir keşif ortamıdır.

2.2. “Golden Client” ve Blueprint Oluşturma

Büyük ölçekli projelerde, konfigürasyonun temiz ve standart kalması kritiktir. Sandbox ortamı, proje tasarım aşamasında (Blueprint Phase) ana referans noktası olarak kullanılır. İş birimlerinin talepleri burada prototiplenir. Onaylanan konfigürasyonlar, daha sonra temiz bir “Golden Client” oluşturmak üzere Geliştirme ortamına taşınır. Sandbox, fikirlerin olgunlaştırıldığı, işe yaramayanların elendiği bir filtre görevi görür.

2.3. Yıkıcı Testler ve Performans Simülasyonları

Bir veritabanı arşivleme projesi düşünün. Yıllanmış verileri sistemden silip arşiv dosyalarına taşıyacaksınız. Eğer arşivleme konfigürasyonunda bir hata yaparsanız, veriyi kalıcı olarak kaybedebilirsiniz. Bu tür geri dönüşü olmayan işlemlerin canlı sistemde veya geliştirme ortamında denenmesi kabul edilemez riskler içerir. Sandbox, verinin silinmesi, tabloların truncate edilmesi veya stres testleri altında sistemin çökertilmesi gibi yıkıcı senaryoların güvenle uygulanabileceği tek alandır.

2.4. Eğitim ve Kullanıcı Adaptasyonu

Yeni bir modülün devreye alınması veya yeni bir arayüzün (SAP Fiori) kullanıma sunulması aşamasında, son kullanıcı eğitimleri kritik başarı faktörüdür. Kalite Güvence (QA) sistemleri genellikle test verileriyle doludur veya o an devam eden başka testler nedeniyle kararsız olabilir. Sandbox, son kullanıcıların gerçek verilerle özgürce hata yapabilecekleri, sipariş açıp silebilecekleri güvenli bir eğitim sınıfı sağlar.

3. Teknik Mimari ve Altyapı Gereksinimleri

SAP sistemleri, özellikle HANA (High-performance Analytic Appliance) veritabanı teknolojisine geçişle birlikte, altyapı gereksinimleri açısından son derece talepkar hale gelmiştir. Bir Sandbox sunucusu tasarlarken dikkate alınması gereken mühendislik parametreleri, standart bir dosya sunucusundan veya web sunucusundan tamamen farklıdır.

3.1. In-Memory Computing ve Bellek (RAM) Yönetimi

SAP HANA, veriyi diskte değil, ana bellekte (RAM) tutan ve işleyen bir teknolojidir. Bu durum, Sandbox sunucusu için devasa bellek kapasiteleri gerektirir. Canlı sisteminiz 2 TB belleğe sahipse, ondan kopyalanacak Sandbox sisteminin de veriyi belleğe yükleyebilmesi için benzer veya optimize edilmiş bir bellek kapasitesine ihtiyacı vardır.

DALNET Kurumsal Bulut altyapısında sunduğumuz, Terabaytlarca RAM kapasitesine sahip SAP Sertifikalı (SAP Certified) sunucular, HANA veritabanının ihtiyaç duyduğu bellek adresleme alanını kesintisiz ve yüksek performansla sağlar.

3.2. İşlemci Gücü ve SAPS Değerleri

SAP dünyasında performans, çekirdek sayısı (Core) ile değil, SAPS (SAP Application Performance Standard) birimi ile ölçülür. Sandbox ortamları, genellikle canlı sistem kadar yoğun kullanıcı yükü almasa da, dönüşüm işlemleri, toplu veri yüklemeleri veya ağır raporlama testleri sırasında işlemciye ciddi yük bindirir. Yetersiz işlemci gücü, bir dönüşüm testinin 2 gün yerine 10 gün sürmesine neden olabilir ki bu da proje takvimini alt üst eder. DALNET’in yeni nesil Intel Xeon Scalable işlemci aileleri, yüksek SAPS değerleri ile en karmaşık hesaplamaların altından kalkacak işlem gücünü sunar.

3.3. Depolama Katmanı ve I/O Performansı (TDI Mimarisi)

SAP HANA, veriyi bellekte tutsa da, “Persistence Layer” (Kalıcılık Katmanı) için diske yazma işlemi yapar. Log dosyalarının ve Savepoint’lerin diske yazılma hızı, sistemin genel performansını doğrudan etkiler. SAP’nin TDI (Tailored Datacenter Integration) mimarisi standartlarına uygun, NVMe tabanlı ve düşük gecikmeli (Low Latency) depolama altyapısı zorunludur. Sandbox ortamlarında sıkça yapılan “System Refresh” (Veritabanı Kopyalama) işlemleri, disk performansının sınırlarını zorlar. Terabaytlarca verinin yedekten dönülmesi veya kopyalanması, standart disklerde günler sürerken, DALNET’in Enterprise Storage altyapısında saatler mertebesine iner.

4. Neden Bulut Tabanlı Sandbox? (On-Premise vs. Cloud)

Geleneksel yaklaşımda, işletmeler Sandbox ihtiyaçları için kendi veri merkezlerinde (On-Premise) fiziksel sunucu satın alırdı. Ancak bu yaklaşım, modern finansal ve operasyonel gerçeklerle örtüşmemektedir.

4.1. CAPEX Yerine OPEX ve Geçici İhtiyaçlar

Bir S/4HANA geçiş projesi düşünün. Proje boyunca (örneğin 6 ay) çok güçlü, 2 TB RAM’li devasa bir Sandbox sunucusuna ihtiyacınız olacak. Ancak proje bittiğinde ve sistem canlıya alındığında, bu Sandbox’a olan ihtiyaç azalacak veya kaynak gereksinimi düşecek.

Eğer bu donanımı satın alırsanız (CAPEX), proje sonunda elinizde atıl, pahalı bir demir yığını kalır.

DALNET Bulut üzerinde ise (OPEX), projeye başlarken devasa bir sunucu kiralar, işiniz bittiğinde sunucuyu kapatır veya kaynağını küçülterek maliyeti düşürürsünüz. Kaynak israfı sıfıra iner.

4.2. Çeviklik ve “Anında Hazır” Altyapı

Fiziksel donanım tedarik süreçleri, sipariş, sevkiyat, gümrük ve montaj dahil olmak üzere haftalar, hatta aylar sürebilir. Bir SAP projesinde bir fikri denemek için 6 hafta donanım beklemek, rekabet avantajını kaybetmek demektir.

DALNET Kurumsal Bulut platformunda, SAP sertifikalı bir Sandbox sunucusunun provizyonu dakikalar sürer. İmaj tabanlı kurulumlar sayesinde, SUSE Linux Enterprise Server (SLES) veya Red Hat Enterprise Linux (RHEL) işletim sistemi ve SAP ön gereksinimleri hazır şekilde sunucunuzu teslim alırsınız.

4.3. Ölçeklenebilirlik (Scalability)

Sandbox ortamlarındaki veri büyüklüğü zamanla değişebilir. Canlı sisteminiz büyüdükçe, Sandbox kopyası da büyüyecektir. Fiziksel bir sunucuda RAM slotları dolduğunda, yeni sunucu almak zorunda kalırsınız. Bulut ortamında ise, birkaç tıklama ve kısa bir yeniden başlatma süresi ile sunucunuzun belleğini 512 GB’dan 1 TB’a yükseltebilirsiniz.

5. Güvenlik, Veri Mahremiyeti ve KVKK Uyumu

Sandbox ortamları, canlı sistemin bir kopyası olduğu için, canlı sistemdeki tüm hassas verileri (Müşteri bilgileri, çalışan maaşları, ticari sırlar, tedarikçi sözleşmeleri) barındırır. Bu durum, Sandbox güvenliğini en az canlı sistem güvenliği kadar kritik hale getirir. Genellikle “Test ortamıdır, bir şey olmaz” yanılgısıyla güvenlik önlemlerinin gevşek tutulması, büyük veri sızıntılarına davetiye çıkarır.

5.1. Veri Anonimleştirme (Data Scrambling/Masking)

Canlı sistemden Sandbox’a veri kopyalanırken, KVKK ve GDPR uyumluluğu gereği kişisel verilerin anonimleştirilmesi şarttır. SAP TDMS (Test Data Migration Server) veya üçüncü parti araçlar kullanılarak, gerçek isimler, TC kimlik numaraları, IBAN bilgileri ve e-posta adresleri, algoritmik olarak değiştirilmelidir. Sandbox ortamında çalışan bir dış danışman veya geliştirici, sistemin işleyişini test edebilmeli ancak gerçek kişisel veriye erişememelidir.

5.2. Erişim Kontrolleri ve Ağ İzolasyonu

Sandbox sistemleri genellikle daha geniş bir kullanıcı kitlesine (danışmanlar, stajyerler, dış kaynak geliştiriciler) açıktır. Bu nedenle, ağ seviyesinde izolasyon uygulanmalıdır. DALNET’in sunduğu Mikro Segmentasyon teknolojisi ile Sandbox sunucusu, kurumsal ağın geri kalanından izole edilmeli, sadece gerekli portlar (SAP GUI, RFC) açılmalıdır. Ayrıca SAP yetkilendirme profilleri (Authorization Roles), Sandbox ortamında dahi olsa “SAP_ALL” yetkisi herkese verilmemeli, görevler ayrılığı ilkesi gözetilmelidir.

6. S/4HANA Dönüşümünde Sandbox Stratejisi: Vaka Analizi

DALNET altyapısı üzerinde yakın zamanda gerçekleştirilen büyük ölçekli bir S/4HANA dönüşüm projesinin anonimleştirilmiş vaka analizi, Sandbox’ın stratejik önemini somutlaştırmaktadır.

Senaryo: Yıllık cirosu 500 Milyon USD olan bir üretim devi, 10 yıllık ECC 6.0 sistemini S/4HANA 2023 sürümüne taşımak istemektedir. Veritabanı boyutu 4 TB’dır ve sistemde binlerce özel geliştirme (Z-Code) bulunmaktadır.

Zorluk: Dönüşüm süresinin (Downtime) ne kadar olacağı belirsizdir. Özel kodların ne kadarının yeni yapıda çalışacağı bilinmemektedir.

Çözüm:

  1. Sandbox Kurulumu: DALNET Bulut üzerinde, canlı sistemin birebir donanım özelliklerine sahip (High Memory Instance) bir Sandbox sunucusu dakikalar içinde ayağa kaldırıldı.
  2. Veri Kopyalama: Canlı sistemden alınan yedek, güvenli fiber hatlar üzerinden Sandbox’a taşındı ve geri yüklendi.
  3. Dönüşüm Simülasyonu: Teknik ekip, SUM (Software Update Manager) aracını çalıştırarak dönüşümü başlattı.
  4. Bulgular: İlk denemede, finansal veri tutarsızlıkları nedeniyle dönüşüm 3. günde hata verdi. Ayrıca 400 adet özel raporun çalışmadığı tespit edildi.
  5. İyileştirme: Eğer bu işlem Geliştirme sisteminde yapılsaydı, geliştirme ortamı haftalarca kilitlenecekti. Sandbox’ta olduğu için, sunucu “Snapshot” teknolojisi ile dönüşüm öncesine geri döndürüldü. Hatalar giderildi, kodlar düzeltildi.
  6. İkinci Deneme: Düzeltmelerle yapılan ikinci deneme başarıyla tamamlandı. Toplam kesinti süresi 18 saat olarak ölçüldü.

Sonuç: İşletme, canlı geçişi (Go-Live) yapmadan aylar önce, karşılaşacağı tüm riskleri görmüş, çözümlemiş ve operasyon süresini netleştirmiştir. Sandbox yatırımı, canlı geçişin başarısız olması durumunda yaşanacak milyonlarca liralık zararı engellemiştir.

7. Sonuç: Bir Oyun Alanı Değil, Bir Simülasyon Merkezi

SAP Sandbox sunucuları, isimlerinin ima ettiği gibi çocukça bir oyun alanı değil, kurumsal mimarinin en ciddi AR-GE ve Simülasyon Merkezidir.

Modern işletmelerde hata yapma lüksü yoktur. Canlı sistemler, hataya toleransı olmayan, steril operasyon alanlarıdır. İnovasyon ise doğası gereği hata yapmayı, denemeyi ve yanılmayı gerektirir. Sandbox, bu iki zıt kutbun bir arada var olmasını sağlayan güvenli tampon bölgedir.

İşletmenizin S/4HANA yolculuğunda, dijital dönüşüm projelerinde ve günlük operasyonel mükemmellik arayışında, güçlü, esnek ve güvenli bir Sandbox ortamı, alabileceğiniz en stratejik sigorta poliçesidir.

DALNET olarak, SAP sertifikalı donanım havuzumuz, yüksek performanslı depolama ünitelerimiz ve SAP Basis yönetimindeki derin uzmanlığımızla, Sandbox ihtiyaçlarınızı bir maliyet kalemi olmaktan çıkarıp, rekabet avantajına dönüştürüyoruz.

İşinizi şansa, testlerinizi canlı sisteme bırakmayın.

İlgili İçerikler

Daha Fazla İçerik